İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

FAMİ AKADEMİ, “Sanatif Yaklaşımlar” Sahnesinde, “Tematik Sanat Etkinlikleri” Kapsamında, “Sanat ve Gelecek” Semineri Yapıldı…

Ümit Gezgin

Sanatın interdisipliner bir alanın içinde yer aldığı, Prof. Dr. Tayfun Akkaya’nın “Yeni Sanat Eleştirisi Kuramı” kitabında da enine boyuna tartışılan ve bir sanatsal kuram olarak yeni bakış açısı sunan disiplinle karşımıza çıkmaktadır…

Zaten Tayfun hoca da konuşmasında kuramsal olarak sanatın farklı disiplinlerin ortak etkinliği ve sanatı algılamada ortaya koydukları imkanlar ve iddialar boyutunu tartıştıkları.. fakat Sanatif Yaklaşımlar Sanat Yönetmeni, İkramı Özturan’ın açtığı bu sivil akademide onu hayata geçirdiğini gördüğünü ve gözlemlediğini.. bundan da ayrıca büyük keyif aldığını ve İkrami Bey’i kutladığını, söyledi…

Bu seminer önemli bir seminerdi bu anlamda.. Sanatif Yaklaşımlar Sahnesi’nde düzenlenen ve moderatörlüğünü de İkrami Özturan’ın yaptığı bu seminere erken saatlerde ulaştım ve Sanat ve Gelecek seminer programını elime aldığında, konuşmacı olarak katılacak olan akademisyenleri ve konularını da gördüm… Çok önemli konulardı ve bu konular hem ülke sanatına katkılar sağlayacak ve hem de gelecekte sanat ve sanat eğitiminin nerelere evrileceğini de bizlere gösterecekti… Akademi’ye ulaştığımda, konuşma öncesi hocalarla, semineri dinlemeye gelen sanatseverler, hocalar, öğrenciler ve kültür insanlarıyla birlikte fotoğraflar çektirdik… Sanatın paylaşıldıkça gelişeceği konusunda da konuşmalara geçmeden önce fikir alış verişinde bulunduk… Farklı ve özgün fikirler daha sahneye çıkmadan önce ortaya çıkmaya başlamıştı.. hepimizin ortak noktası ve kaygısı sanatla ilgiliydi.. sanatın gelişmesi ve eğitimin de önemli bir parçası olması çok önemliydi ve bunun için çalışıyorduk…

Sanat ve Gelecek semineri her anlamda önemliydi ve hem sanatın hem de sanat eğitiminin geleceği konusunda da büyük önem arzediyordu.. her ay düşünülen tematik seminerler programı kapsamında ilki olan Sanat ve Gelecek semineri, ülke aydınlanmasına, öğrencilere, sanatçı ve kültür insanlarına önemli kapılar açacak, aydınlanma ve sanatsal öğrenme noktalarında onlara önemli avantajlar da sağlayacaktı…

Sanat ve Gelecek seminer programına baktığımda, ne kadar dolu dolu olduğunu gördüm.. yetkin konuşmacılar kendi alanlarında önemli konu başlıkları hakkında bildirilerini sunacaklar, bu alanda çeşitli yorum ve değerlendirmeler ve tartışmalar gündeme getireceklerdi… Proğram da zaten onu gösteriyordu.. seminer boyunca da ben bu büyük katkıları ve değerlendirmeleri de zaten somut olarak görecektim… Zaten aynı zamanda konuşmacı olarak da katılacağım bu seminer programına, bildirimi, “Sanat ve Medya” konusunda sunacaktım…

SANAT VE GELECEK Seminer Programı:

Prof. Dr. Tayfun Akkaya(Marmara Üniversitesi): “Sanat Nereye?”

Doç. Dr. Görkem Utku Alparslan (Pamukkale Üniversitesi) : “Sanat Felsefesi”

Doç. Dr. Melih Güzel(Marmara Üniversitesi) : ” Müzik ve Gelecek “

Doç.Dr. A. Sinan Güler (Mimar Sinan Üniversitesi) : “Sanat Tarihi ve Gelecek”

Prof. Dr. Melda Cinman(Işık Üniversitesi) : “Sanat ve İletişim”

Prof. Dr. EnginBeksaç(Trakya Üniversitesi) : “Görsel Kültür”

Doç. Dr. Ümit Gezgin(Marmara Üniversitesi) : Sanat ve Medya”

Yrd.Doç. Dr. Özkan Ertuğrul (E.,Trakya Üniversitesi) : “Sanat ve Etkileşim”

BİRİNCİ OTURUM

Oturumların genel moderatörlüğünü yapan İkrami Özturan’ın başkanlığında, birinci oturuma, Prof. Dr. Tayfun Akkaya, Doç. Dr. Görkem Utku Alparslan katılıyordu ve konuşmaları da yine önemli alanlardaydı…

Tayfun Akkaya hoca “Sanat Nereye” başlığıyla bildirisini sunuyordu.. çok güzel görseller hazırlanmış ve bu görsellik eşliğinde Tayfun hoca gerek müzikten, gerekse de İstanbul’un geçirdiği olumsuz, absürt evrimden bahsediyordu.. yine aynı zamanda “Yapay Zeka” kavramı ve yapay zekayla yapılan sanat eserlerinin insanları nereye götüreceği konusunda da önemli açıklamalarda bulunuyordu Tayfun hoca…

Giderek önemli olanın fikir ve öz düşünce olduğunu, fırçanın, kalemin kullanılması gibi, yapay zekaya da verilebilecek makul ve mantıklı komutların sonucunda ortaya özgün resimler çıkacağını Tayfun hoca göstererek, kanıtlamış da oldu… Gerçekten de yapay zekanın marifetleri kendinden menkul değildi.. bir ressamın fırçasını konuşturması ve yazarın kaleminden marifetler ve şiirsel yaratıcılık damlaması gibi.. yapay zekaya da iyi ve original komutlar verebilenler, sonuçlarını da özgün boyutta alacaklardır…

Tayfun hoca İstanbul örneğinde de bunu gösterdi… İstanbul, bir zamanların İstanbul’una görsel örneklerle gönderme yaparak, ne güzel, uyumlu ve dengeli bir şehir olduğunu, belirttiği konuşmasında.. daha sonraki deformasyonlarla İstanbul’un dejenere edilerek, adeta yağmalandığını.. sonuç olarak İstanbul’un geldiği noktadın bir rant İstanbul gerçekliği ve bozulma olduğunu göstererek kanıtlamış da oldu… Yine yapay zekayla Zeki Müren sesiyle modern parçalar söylenmesi de yapay zeka marifetini bizlere göstermiş oldu… Tayfun hocanın Mimarlık okuyan kızı İmge de ona görsellerin düzenlenmesi ve yansıtılmasında önemli katkılar sağladı…

Sorularla da ortaya çıkan gerçeklere bakıldığında, İstanbul’un gerçekten büyük bir kayba uğradığı gözlemledik.. Keza müzik konusunda da gelgeç değer ve olgular çerçevesinde insanların, özellikle gençlerin, güzel olana değil.. gel geç ve değişken olana yöneldiklerini.. aynı zamanda bunun ahlaki dejenerasyon ve çözülme de meydana getirdiğini gösterdi.. Özellikle Amerika’da ortaya çıkan ve sosyal medya vasıtasıyla da tüm dünyaya hızlıca yayılan Doja Cat müziğinin, mutlak dejenerasyonun aktörü olduğunu, belirtti…

İkrami Özturan moderatörlüğünde gerçekleşen ve güzel bir sunumla semineri başlatan Özturan, böylesi güzel tartışma ve seminer konuşmalarının interdisiplin yapısıyla bize sanatı daha iyi tanıtacak ve bunun eğitime de iyi bir şekilde yansıyacağını belirtti… Dinleyicilerin soruları ve katkıları da programı çeşitlendirdi ve zenginleştirdi…

Daha sonra Doç. Dr. Görkem Utku Alpaslan hocaya söz verdi İkrami Bey.. Görkem hoca, “Sanat Felsefesi” konusunda bildirisini sundu.. o da yine önemli açıklamalar yaparken, sanat felsefesinin maalesef ülkemizde öneminin pek anlaşılamadığını, söylediği konuşmasında.. her sanatın bir felsefesi olması gerektiğini belirtti… Şayet bir sanatın felsefesi yoksa, düşünsel dayanağı yoksa, o yapılan işe sanat diyemeyiz, dedi haklı olarak…

Gerçekten de felsefe olmadan sanat olamayacaktı.. çünkü postmodern yapılanmalar özellikle felsefeyi de dışlayarak kendilerine göre hareket etmekte.. hatta her yapılan iş’i sanat olarak takdim etmekteydiler.. sanatı da yapan kişinin anlayışına, iddiasına bırakmaktaydılar.. felsefe önemli değildi.. popüler kültürün kişiye sanatçı demesi adeta yeterli bir durumdu.. bu da olacak ve kabul edilecek bir durum değildi…

Görkem hocanın yazdığı çok önemli Sanat Felsefesine Giriş kitabı da gerek felsefeye, gerek estetik ve sanat sorunsalına önemli açılımlar ve iddialar getiriyordu… Bu kitap kendi alanında önemli bir kitap olmasıyla da yine büyük bir boşluğu dolduruyordu… Sorular kısmında da gerçekten felsefenin, bakma ve düşünme biçiminin özgünlüğü daha derinden etkileyeceği ve belirleyeceği somut olarak ortaya çıkıyordu…

İKİNCİ OTURUM

İkinci oturumda da yine değerli akademisyen konuşmacılar vardı.. İlk konuşmasını görsellerle destekleyerek müzik konusunda Doç. Dr. Melih Güzel yaptı.. “Müzik ve Gelecek” konusunda bildirisini hazırlayan Melih hoca, tarih boyunca müziğin evriminden, değişiminden ve gelişiminden bahsetti…

Özellikle Rönesans dönemi müziği, müzik içinde gelişen yapılar ve insan ruhunu etkileyen özellikleri.. çok sesli müzik kavramının, tek seslilik kavramından ayrılmasının kriterlerini ve Atatürk’ün çok sesli müziğe verdiği değeri de özellikle belirtti…

Kişilerin tek sesli veya otantik müziğe yönelebileceğini, Mustafa Kemal Atatürk’ün de zaten öyle yaptığını.. onun sevdiği şarkıların, türkülerin olduğunu, hatta zaman zaman kendisinin de bu şarkıcılara eşlik ettiğini.. ama devlet politikası olarak müzik konusunda Batı müziğini seçtiğini ve onun öğretilmesi ve yayılması için de elinden geleni yaptığını, özellikle belirtti…

İkinci oturumun ikinci konuşmacısı, Doç. Dr. A. Sinan Güler’di.. o da çok güzel bir konuşma hazırlamıştı ve yaptığı konuşmayla, sunduğu bildiriyle ve görsel açıklama ve anlatımlarla hepimizin bazı kavramlar.. özellikle sanat tarihi kavramı ve kültürel miras konusunda bizleri aydınlatmış oldu…

“Sanat Tarihi ve Gelecek” konusunda yaptığı açıklamalar ve değerlendirmeler, gerçekten de hepimizin kültürel mirasa sahip çıkmamız gerektiğini ve sanat tarihçilerinin de bunun farkında olması gerektiğini, belirtti Sinan hoca…

Kültürel gelişmenin de ancak sanat tarihi birikimi ve sanat tarihi varlıklarına sahip çıkmayla ilintili olduğunu belirten Sinan hoca, aynı zamanda kültürel mirasın da ancak sanat tarihçiler eliyle korunacağını ve sahip çıkılacağını özellikle belirtti…

Daha sonra araya gidildi.. öğleden sonra oturumlar vardı.. yemek molası verildi.. bizler Melda Cinman hocamızı ve Engin Beksaç hocamızı da gördük Doç. Dr. Nermin Özcan Özer hocamızla birlikte.. hocalarımızın yanına gittik ve onlarla birlikte fotoğraflar çektirdik… Daha sonra da diğer oturuma kadar çaylar kahveler içerek hem genel anlamda hem de sanat ve sanat oturumu hakkında derin bir sohbete girdik…

ÜÇÜNCÜ OTURUM İÇİN TEKRAR SALONA DÖNDÜK

Konuşmalar çok güzel gidiyordu.. iyi bir de tempo yakalanmıştı.. böylesi interaktif ve disiplinler arası bir yapı içinde.. İkrami Bey’in yöneticiliğinde yapılan konuşmaların hepimize büyük katkılar sağladığını gözlemliyorduk… Konuşmacılar kadar dinleyiciler de konuşmalara iştirak ediyor ve sorular ve de açıklamalarla sanat ufkunun gelişmesine imkanlar sunuyorlardı…

Üçüncü oturumun ilk konuşmacısı Prof. Dr. Melda Cinman hocaydı.. hoca çok faydalı bir konuyu bizlere sundu, tartıştı ve önemli açıklamalarda bulundu… “Sanat ve İletişim” hocanın kendi alanı olan iletişim konusunda değerli açıklamaları kapsıyordu…

İletişimin insanlar için gerekli olduğunu, hatta insan olmanın zorunlu olgularından biri insanların birbirleriyle sürekli iletişim içinde olmaları olduğunu, söyledi.. gerçekten de iletişim içinde olmayan insan var mıydı.. herkes bir iletişim içinde yaşamını sürdürüyordu… Hatta insanlardan nefret edenler bile insanlarla iletişim kurmadıkları zaman mutsuz oluyorlardı…

Keza iletişim içinde olan bir sanatçının, medyayı da kullanmasıyla ancak ünlü olacağını ve bu ünün de ancak ona para ve imkanlar sağlayacağını.. tanınmamış bir sanatçının eserini kimsenin satın almayacağını, belirtiyordu haklı olarak Melda hoca…

Daha sonraki konuşmacı Prof. Dr. Engin Beksaç hocaydı.. o da önemli açıklamalar ve değerlendirmelerde bulundu.. hazırladığı konuşmasında kalitenin ve değerlendirmenin çok önemli olduğunu, ideolojik yönelimlerin sonuçta bir şey çıkarmadığını, kalitesizliğin her alanda yaygın olduğunu, belirtti…

Önemli olan şeyin yakınma ve ağıt yakmak değil, önemli olan şeyin kaliteli ve kalıcı bir şeyler ortaya koymak olduğunu belirten Engin hoca, sanatın çok yönlü bir boyut içinde kendi kişiliğini geliştirmek olduğunu, özellikle belirtti…

“Görsel Kültür” alanındaki konuşması hepimizin ezberlerini de bozacak nitelikteydi.. gençlere güvendiğini de belirtti Engin hoca.. somut örnekler vererek sanat tarihinden, her zaman umut ve beklenti olduğunu, geleceği de zaten bu umut ve beklentilerin şekillendireceğini belirtti…

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Dördüncü ve son oturuma gelindiğinde, içinde benim de olduğum ve aynı zamanda Dr. Öğr. Üys. Özkan Ertuğrul’un da konuşmacı olarak katıldığı oturum başlıyordu.. bu oturumda da yine sanatı, sanat eğitimini, sanat tarihini.. geçmişi ve geleceği masaya yatırıyorduk…

İkrami Bey bütün konuşmacıların özgeçmişlerini okuduğu gibi benim de özgeçmişimi okudu ve en son olarak da Sanat Tasarım Gazetesi yayın yönetmeni olarak da bulunduğumu, belirtti.. gerçekten de bakıldığında 1983 yılından beri sanat yayıncılığının içinde kah yazar, eleştirmen, kah yayıncı olarak bulunmuş.. binlerce makale yazmış ve onlarca da kitap çıkarmıştım…

Benim de konum “Sanat ve Medya” idi ve ben de Sanat Çevresi Dergisi’nden başlayarak, daha sonra Bahariye Sanat Gazetesi’ni, daha sonra Bosphorus Sanat Gazetesi’ni basılı olarak çıkarmış.. en son da pandemiden sonra digital medyaya geçmiş ve hala devam eden Sanat Tasarım Gazetesi’ni de online olarak yayınlatmaya devam ediyordum…

Geniş bir medya geçmişim vardı ve sanatın da medyada yer alma biçimlerini ve sorunlarını masaya yatırdım ve yapay zekaya da değinerek, genç sanatçılardan ümitli olduğumu dile getirdim…

Daha sonra da, daha doğrusu en son konuşmacı Dr. Öğr. Üys. Özkan Ertuğrul hocaydı.. o da sanatın geçmişine, sanat tarihsel olarak bakış sundu ve gelecekte de bu tarihin ve algılamaların, ikonografi olarak önemli olduğunu ve gençlerin de hem geçmişte hem gelecekte bunlara yöneleceğini, dile getirdi…

Sanatın değişen ve değişmeyen yanları vardı ve hatta Engin hocamız katkı bağlamında tarihin en eski çağlarındaki bazı form ve kaygıların hala devam ettiğini, demek ki sanatın değişmeyen kavramları olduğunu, dile getirdi…

Gerçekten de değişmeyen değerler ve olgular vardı sanatın tarihi içinde ve bunlar sürekli işlenmeye devam ediyordu…

Daha sonra İkrami Bey’in öncülüğünde, Tayfun hocamızın takdimiyle katılımcılara katılım belgeleri verildi.. birlikte de fotoğraflar çekildi… Böylece bir Sanat ve Gelecek tematik sanat seminer programı sona ermiş oldu ve çok faydalı bir alan da açılmış bulundu…

Bunun öncülüğünü yapan Tayfun hocaya ve İkrami Bey’e hepimiz teşekkürler ettik.. sadece onlara değil.. katılımcılara, izleyicilere de teşekkürler edildi ve güzel bir şekilde seminer son bulmuş oldu…

Daha sonra Nermin hocamızla birlikte Dr. Alp Özeren’le sözleştiğimiz yere, Natulius alış veriş merkezine gittik.. Alp hoca ikinci doktora yoğunluğundan seminere gelememişti.. Alp hoca da Nautiliusa geldikten sonra, onun hem ikinci doktorasını kutladık, hem de seminer hakkında genel değerlendirmelerde bulunduk…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin