İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Mekan, Boşluk ve Resimsel Perspektifler…

Ümit Gezgin

Mekanı kavramak kolay değildir.. mekan aynı zamanda boşluğu da kavrayan, onu anlamlandıran bir şey.. resimlerin de kendine özgü mekanı var ve bu mekan reel olmaktan ziyade sanal bir mekan, giderek estetik bir mekan.. tarihi mekanlar bende estetik duygusu uyandırıyor…

Ümit Gezgin - Bahariye Art

Mekan sadece maddi boyutu olan bir şey değil.. aynı zamanda zihinsel mekan kavramı da var.. zihnimizde oluşturduğumuz mekan sanal mekan, aslında olmayan mekan.. insan mekan içinde yaşıyor veya öyle sanıyor.. kanıksadığı mekanlardan da ayrılmak istemiyor.. oturduğu kafeler, yaşadığı ev, oturduğu koltuk, yattığı yatak.. öylesi alıştığı şeyler mekanlara dönüşüyor ki.. onlardan kopmak ve uzaklaşmak istemiyor.. aslında onlar, ölümlü bir varlık olduğu için kendisi, sanal ve gerçekliğin dışında mekan olguları…

Ümit Gezgin - Bahariye Art

Alışkanlıklarının kurbanı olmuş durumda insanlar.. sokaklarda, yollarda, parklarda görüyorum insanları.. kafelerde.. hep korku ve endişeyle bakıyorlar hayata ve yanlarında mutlaka kendilerini dinleyecek arkadaşlar arıyorlar.. onlarla sohbet ederek, dedikodu yaparak kendilerinden geçiyorlar.. hem bedensel mekanlarından uzaklaşıyorlar, hem de bedenlerinin ve zihinlerinin bulunduğu somut mekanlardan.. böylece görece de olsa rahatlıyorlar ve bir gün bile olsa karanlık düşüncelerden, ölüm düşüncelerinden, bir tür mekansızlıktan uzaklaşıyorlar…

ümit gezgin adlı kullanıcının gezgin art panosundaki Pin | Sanat

Her bireyde bir boşluk hissi var.. bu onları korkutuyor.. adım atışlarından bile emin değil insanlar.. birbirlerinin gözlerine bakamıyorlar.. birbirlerine benzemeye çalışıyorlar.. böylece boşluktan uzaklaştıklarını düşünüyorlar.. nerede genelin dışında biri, bir şey varsa, ondan da nefret ediyorlar ve bu boşluk duygusunu derinleştirdiği için de kaçıyorlar o şeyden.. sanat mesela, onların boşluklarını arttırdığı için sanattan uzak duruyorlar…

Rüzgar Yapraklarda… Ressamlar ve Doğa… – SANAT TASARIM GAZETESİ

Zihin çevreyi sürekli dikizler, izler ve yorumlar.. aslında bu aynı zamanda bir boşluk doldurma oyunudur da.. insan zihni boşluk kaldırmaz.. boşluk duygusu bir tür çıldırma anı gibidir insanoğlunun.. eğitimli insanlar daha hassastır ve daha duyarlıdır.. boşluk hissi onlar için daha geçerlidir.. oysa cahil için boşluk, doluluk gibi kavramların bir anlamı yoktur.. onlar hayvanlar gibi içgüdüleriyle yaşar ve karınları doyduğu zaman huzurlu hissederler kendilerini.. temel ihtiyaçları onlar için yeterlidir…

İnsanlar toplumsal kabul ve aidiyet arayışı içindedirler.. o yüzden otobüste yolculuk yaptıkları yanlarındaki insanlarla konuşurlar ve kendilerini kabul ettirebilmek için de hep hayal kurarlar ve kendilerini üstün ve ayrıcalıklı şekilde tanıtırlar.. ilişkilerde hep önde ve üstün olma gibi bir dertleri, kederleri vardır insanların.. bu da yine boşluk duygusunu yenmek ve ilişki kurarken kendini üstün tutmaktan geçmektedir…

Beyaz bulutlar aşağıya inmiş.. empresyonist tabloları çağrıştırıyor bu bulutlar bana.. ressamların nasıl resim yaptıklarını ve boşlukları doldurduklarını daha iyi anlıyorum.. tarihi bina boşluğu bütün bir varlığıyla dolduruyor.. esas boşluğu dolduranlar bu tarihi binalar.. aynı zamanda bilgili insanlar da boşluğu sıradan insanlardan daha fazla dolduruyor…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin