Ümit Gezgin
Resmin penceresinden doğaya, mekana ve şehre bakmak.. benim resimsel kimliğimin içinde geziniyor bunlar.. dışarıya çıktığım zaman sunu doğayla, doğal olanın karşılıklı bir var oluş yaşadıklarını gözlemliyorum…


Resimlerimde de yollar, binalar, insanlar var.. araçları dönüştürüyor ve onları da estetiğimin bir konusu haline getiriyorum.. nokta nokta, çizgi çizgi büyüyor bunlar.. sonra spontane gelen renkler, her renk.. konfetiler çoğalıyor, dağılıyor, gökyüzünden yağmur ve kar taneleri gibi aşağılara veya yukarıdan sağa sola sallanarak akıyorlar ve insanların olduğu kadar mekanların ve şeylerin de görsel anlamlarını değiştiriyorlar…


Günlük hayatı kavrıyor ve onu sadece resmin konusu değil, aynı zamanda yazının da konusu haline getiriyorum.. bakıyorum, hızlı hızlı yürüyor insanlar şemsiyeli veya şemsiyesiz.. siyah giyinmiş insanlar, renkli giyinmiş kadınlar var.. kadınlar kıyıda köşede duruyor, kediler gibi çevreyi iyi gözlüyorlar, çaktırmadan gözlüyorlar ve her şeyden haberdar oluyorlar…

İnsanlar vitrinlere bakıyor ve mutlu olacak şeyleri arıyorlar vitrinlerde.. başka da bir düşünceleri yok.. sabahın erken saatlerinde apartman görevlilerinin marketleri doldurduklarını görüyorum.. kuyruklara giriyorlar, saatlerce kuyruklarda bekliyorlar.. sonra yine yaşlıların oturdukları pahalı apartmanlardaki son siparişleri alarak, akşama kadar marketlerde kuyruklara girmeye devam ediyorlar…

Günlük hayatta en sıradan şeyler bile felsefi derinlikli şeyleri barındırıyor bakabilen için.. durakta ışıkları bekleyen insanlar ne düşünüyor diye geçiyor aklımdan.. sıradan insanların büyük felsefi meselelerinin olması beklenemez.. onlar gökyüzünün gri renklerinin bile farkında değiller.. Zühtü Paşa Cami’sine bakıyorum ve gazete bayine.. gazeteler sabah geliyor akşam gidiyor.. kimse basılı gazete okumuyor artık.. keza kitap…

Boş caddeler ve sokaklarda yürürken aynı zamanda kar yağışının da hızlandığını gözlemlemiştim.. insanlar yağmurdan, kardan korkuyorlar, çekiniyorlardı.. dışarılarda dolaşmak istemiyorlar, daha çok sıcak yerlerde zaman geçirmek istiyorlardı.. iyi ısıtılmış araçların içinde de bir sürü insan vardı.. martılar vardı gökyüzü bulutlarının arasında ve ağaçlar gökyüzüne uzanıyordu…






İlk yorum yapan siz olun