Ümit Gezgin
Sinema sektörü ve kültürel hegemonya. önemli bir olgu.. sinemanın, televizyonun, videoların, internet aracılığıyla izlenilen filimlerin girmediği nokta yok.. burada da başı çeken dünya devi filim stüdyoları.. onların başında da Hollywood geliyor.. dev bir küresel sinema sektörü.. her yıl binlerce filim üretiyor ve dünyanın her yerine ulaştırıyor…

Sinema kültür emperyalizminin en etkili araçlarından biri.. bunun en bariz örneği Amerikan film endüstrisi.. dünya genelinde gösterilen filimlerin çoğunu o üretiyor ve dağıtıyor… Bu filimler sadece eğlence sunmuyor.. aynı zamanda Amerikan yaşam tarzını, değerlerini, tüketim alışkanlıklarını ve dünya görüşünü, “evrensel” ve “normal” olarak sunuyor…

İzleyiciler farkında olmadan hangi arabayı beğenmeleri, nasıl giyinmeleri, neyin başarı sayılacağı konusunda da bilinçli veya bilinçsiz mesajlar alıyor, yönlendiriliyor ve o yönde kodlanıyorlar…

Dil ve semboller de bu süreçte önemli rol oynuyor.. ingilizce küresel sinema dili haline dönüşüyor, giderek herkesin bilmesi zorunlu seçenek haline geliyor..bir Türk, Japon, Hindistanlı çocuk kendi mahallesindeki hikayeler yerine, New York sokaklarını, Amerikan liselerini, onların aile sorun ve dinamiklerini öğreniyor, onlarla dertleniyor ve kendi kültürüne yabancılaşıyor…

Bu filimler aynı zamanda güç ilişkilerini de yansıtıyor.. beyaz adam her zaman kilit rolde, yönetici pozisyonda oluyor.. onun dışındaki ikinci ve üçüncü roller ya zenciye veriliyor, ya ortadoğuluya, ya da uzakdoğuluya.. olmadı Latin kökenliye…

Hollywood’un küresel egemenliğinden dolayı, yerel sinema endüstrileri bir türlü gelişemiyor.. lokal kalıyorlar.. hem bütçeleri anlamında hem de dağıtım ve pazar payı anlamında otantik sinema ve lokal endüstri düzeyinde bulunuyorlar…
Son yıllarda kendi sinemasını destekleyen ve evrensel olmaya çalışan ülkeler var ama onların yeterli oldukları söylenemez.. sinemada hala batılı beyaz adam, tüm değerleriyle egemen…






İlk yorum yapan siz olun