İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kaldırımda yürürken, insanlarla, nesnelerle, bulutlar ve çiçekçilerle karşılaşıyordum…

Ümit Gezgin

“Önceleri sabah altıda kalkardım. Bir süre sonra altıyı on, daha sonraları yirmi geçe kalkmaya başladım. ” Pınar Kür

Yaş ilerledikçe erken yatıp erken kalkıyorsun.. erken saatlerde kaldırımlara çıktığımda kimsecikleri göremiyorum.. hayvanlarını gezdirmeye çıkan yaşlılar var.. hayvanlar, yani köpekler onların değil, muhtemelen ya çocuklarının ya da torunlarının.. yaşlıları son zamanlarda erken saatlerde köpek gezdirirken görüyorum…

Aklıma resimlerim geliyordu.. bir kafeye oturdum ve çizdiğim Kurbağalıdere resmini boyamaya başladım.. bol boya kullanıyor ve gittikçe de soyut resme doğru ilerliyordum.. pointalist tekniğe de benzemeye başlamıştı resimlerim.. ve pointalist resim yapanların dünyalarını aynı zamanda anlamaya çalışıyordum.. gittikçe de soyutlaşıyordu resimler…

Durdum kaldırımda.. kaldırımın resmini nasıl çizerim diye de düşünmeye başladım.. birçok sanat akımı vardı.. mesela kübist tekniğe göre çizsem nasıl bir sonuç çıkardı.. olmadı kavramsal bir kaldırım resmi.. giderek soyut.. empresyonist kaldırım resmi bile farklılığını hemen gösterirdi.. zaten görsel sanatların en bildik akımı bile aslında başka sonuçlar doğuruyordu.. keza fotoğraf bile.. aslında kaldırım ve çevresi değildi.. belli zaman aralığında çekilen bir şeydi bu fotoğraf.. oysa andan ana değişmiyor mu kaldırımın, binaların, ağaçların ve nesnelerin görüntüleri.. sabit kalan ne var ki çevremizde.. sonra herkesin çevre ve çevremiz anlayışı birbirinden farklı…

Her göz renkli görmez dünyayı.. dünyanın değişik yerlerindeki mekanlar, sokaklar, ağaçlar, nesneler.. insanlar tarafından farklı farklı algılanır.. çocukların algılarıyla, yaşlıların bir değildir… Bakıyorum dondurulmuş görüntüler görüyorum.. kara ve beyaz görüntüler.. donmuş, hiçbir şey hareket etmiyor.. oysa kaldırımların ve binaların dışında her şey hareket halinde.. araçlar gidiyor geliyor, ağaçların dal ve yaprakları oynamada.. bulutlar sürekli yolculuk halinde, değişiyor.. mevsimler.. dünya da yaşıyor, durmuyor.. dünya, ait olduğu güneş sistemiyle birlikte hareket halinde.. bilinmez bir yerlere doğru yolculuk ediyorlar…

İleriye doğru yürümeye devam ediyorum.. Kızıltoprak’ın orda bir yerlerdeki kafelerden birine oturayım, dedim.. kitap okuyup resim çizebileceğim bir yere oturayım, dedim ama.. baktım kafelere kalabalık, oturup kafamı dinleyecek yer bulmak zor.. sonunda arkalarda bir masaya oturdum, yanımda taşıdığım kitaplardan birini okumaya başladım.. sonra da çizdiklerimi boyadım…

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir