İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Güneşli bir havada kargalar kırmızı köşke doğru uçuyordu…

Ümit Gezgin

Güneş vardı ama hava soğuktu.. dışarı çıktığımda güneşin ısıtıcılığı çok azdı.. kargalar Fenerbahçe’deki eskiden kalma kırmızı köşke doğru gidiyorlardı.. geniş arazisi varmış zamanında.. sonra Sabancı satın almış kırmızı köşkü arazisiyle birlikte ve zamanla arazisine de villalar yapılmış.. kargalar da oraya doğru uçup duruyor ara sıra…

Büyük ağaçların da olduğu yola girdiğimde, hemen araçların yanında ileriye doğru, Kalamış Parkı’na, körfeze doğru insanların ilerlediğini, hatta çocuklarını da bu pazar günü, güneşten istifade etmek için yanlarına, köpekleriyle birlikte aldıklarını, görüyordum.. ben de uygun bir yere gideyim de orada resim çizeyim, diye düşünüyordum içimden…

Wyhdam Oteli’ne doğru ilerliyordum.. orada büyük ağaçlar vardı ve belediyenin arazisi de boş bırakılmıştı.. hemen önündeki tarihi küçük kilisenin bahçesi de otoparka dönüştürülmüştü.. aynı zamanda eskiden beri varolan lokanta Todori de oradaydı.. araçlar park edilmiş gidilmişti.. muhtemelen çevredeki kafeler, lokantalara gidilmişti.. sevgililer oralara gidiyorlardı…

Gidişli gelişli yolda ilerliyordum ve ağaçlara da bakıyordum.. elektrik direklerine tünemiş martılar vardı.. gökyüzünde tek bulut göremiyor, ilerlerde, stadyumun orda bir bulut kümesini görüyordum.. sonra irili ufaklı araçlar da park edilmiş, adeta terk edilmiş gibiydi.. ilerde de büyük, yüksek binalar vardı.. yolun ortasında da küçük küçük ağaçlar dikilmişti…

Ağaçlar şehre, çevreye güzellik katıyordu.. zaman zaman da budanıyordu bu ağaçlar.. geçenlerde bir yerde görmüştüm, belediyenin bahçeler, çevreyle ilgili yetkilileri ağaçları buduyor ve dalları da yükleyip götürüyorlardı.. güneşin ışıkları da parça parça yayılıyordu sokak aralarına, kaldırımlara.. apartman yüzlerinde de güneş ışınlarını parçalı olarak görmek mümkündü.. güneşin kendini göstermediği yerlerde de gölgeler vardı.. adım başı da inşaat vardı.. eski binalar yıkılıyor yeni binalar yapılıyordu…

Mavi gökyüzünde bulutlar da toplanmaya başlamıştı.. Bahariye Caddesi’nde ilerliyordum.. rengarenk toplar tramvay yolunda dizilmişti.. elektrik direkleri, ağaçlar, banklar insanları sarıp sarmalıyordu.. yine renkli binalar vardı.. güneş parçaları da gerek yolda, gerekse de kaldırım üstündeydi…

Selamiçeşme’deki gökdelenler görünüyordu Moda’dan aşağıya inerken.. budanmış ağaçlar da görünüyordu.. yabancı okul olan St. Joseph’in duvarlarının yanı sıra aşağıya doğru iniyordum.. Kadıköy Anadolu Lisesi de zaten yanındaydı St. Joseph’in.. yabancı okul çok eskiydi ilk temel taşı 1870 yılında konulmuştu.. yüzelli yıllık bir binaydı ve yabancı dil eğitiminden dolayı da özellikle Türk aileler tarafından rağbet ediliyordu…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin