Değerli Kültür-Sanat İnsanı: Nusret Karaca

Ümit Gezgin

Bir ülkede kültür, sanat faaliyetleri ne kadar fazlaysa, insanların da kalitesi o oranda yüksektir. Nezaket, saygı, birbirini düşünme, vicdan.. büyüğün küçüğü sevmesi, küçüğün büyüğe saygısı da yine o oranda fazladır..

Nusret Karaca hocayla Kızıltoprak Öğretmenevi’nde bir tesadüf sonucu 8 Kasım 2021 Pazartesi günü, öğleden sonranın sonbahar alacası güzel ve sevimli bir günde karşılaştık.

Ben Göztepe’den Üniversiteden akşamüstünün yorgunluğuyla dönüyordum, bir çay içimi oturma düşüncesiyle Kızıltoprak Öğretmenevi’ne uğradım. Nusret Hoca da, on dakika sonra göründü bol ağaçlı, bol masalı bahçede..

Nusret Hoca, dalgın ama hareketli yapısıyla çay ocağına yöneldi. Belli ki o da benim gibi kuytu köşeler arıyordu tarihi köşkün bahçesinde, yazmak için.. Ben nasıl çizmek ve notlar almak için kuytu, insanların içinde, insanlardan uzak köşeler arıyorsam, o da her sanat insanının yaptığı gibi, insanlardan kopmadan, kuytulara çekilmek, onlarla bu şekilde iletişim kurmak ve yazı faaliyetlerini sürdürmek istiyordu..

Karşılaştık.. Birlikte derin bir sohbete daldık.. Toplumun kitap okuma noktasında çok fakir olduğunu, yurt dışında, özellikle gelişmiş ülkelerde insanların bizim gibi cep telefonlarına bağımlı olmadıklarını anlattık birbirimize.. Kitap okuma oranlarının Avrupa ülkelerinde, Japonya, Rusya gibi ülkelerde yüksek oranlarda olduğunu, söyledik.. Bizde ise, binde birlerde olduğunu üzülerek belirttik. Keşke, dedik, bizde de yüzde onlarda, yirmilerde kitap okuma oranları olsaydı.. İnsanlar cep telefonlarına düşkünlüklerinin yanında, kitabı da hayatlarının bir parçası haline getirseydi. Bu yapılamadı, dedik.. İkimizin de derdi tasası, kültür, sanat ilgisi, alakası; kültür ve sanatın topluma yaygınlığıyla ilgiliydi.. Dedikodu kabilinden bir hayat yaşıyordu insanlarımız.. günlük dertlere gömülmüş bir hayatları vardı ve bu hayatın içinde sürüklenip gidiyorlardı..

Birçok kitaba imza atmış Nusret Hoca, kültür, sanatın bütün alanlarında yoğun faaliyet içindeydi. Bir tutkuydu onun için okumak ve yazmak.. Ressam ve Edebiyatçılar hakkında konuştuk biraz.. Hüseyin Rahmi Gürpınar‘dan bahsettim. Onun ve bazı edebiyatçıların güzel resimler yaptıklarını, resmi de sevdiklerini, söyledim. Bazı ressamların da, yazıyla, edebiyatla yoğun olarak ilgilendiklerini belirttim. Bedri Rahmi Eyüboğlu, edebiyatsever ressamlardandı.. Keza, Cemal Tollu’dan, Elif Naci’ye kadar birçok resim, plastik sanatlar sanatçısı, aynı zamanda edebiyat ve yazı alanında da kalem oynatmıştı…

Yine, Nazım Hikmet’ten, Tevfik Fikret’e, İlhan Berk’e kadar birçok edebiyatçı da ciddi ciddi resimle uğraşmış, başarılı çalışmalar yapmışlardı. Yine bazıları da, ki buna Edebiyatçı ve şair Ruşen Eşref Yılmaz, resim alanında daha başarılı çalışmalar ortaya koyuyor ve giderek, resmin kendisini daha iyi ifade ettiği bir alan haline dönüştüğünü görüyor, hissediyor.. Bu resim alanında da var.. Bence, Elif Naci de ‘yazı’ alanında kendisi resimde olduğundan daha çok ifade etmiş sanatçılardan biridir..

Daha sonra ben, Nusret Hocayı yazı çalışmalarıyla baş başa bırakarak, sonbahar yapraklarının doldurarak daha da güzelleştirdiği öğretmenevinden, Kızıltoprak merkezdeki yoğun gürültücü trafiğe yöneldim.. oradan da Kurbağalıdere’nin oraya resim çizmeye gidecektim…

Bir Cevap Yazın