Ümit Gezgin
Şimdi baktım, Kızıltoprak’ta oturuyordum ve resim çiziyordum.. çevremdeki insanlar da yan gözle yaptığım işe bakıyor ve anlamaya çalışıyorlardı.. kim bu, nasıl bu işleri yapıyor ve resim çiziyor.. satıyor, geçiniyor mu bu resimlerden, diyordu…

Masada oturdum belli bir süre.. insanlar kadın erkek geçiyorlardı önümden.. arabalar da geçiyordu motorlarla birlikte vızır vızır Kızıltoprak’ta.. bisikletliler de vardı ara sıra ortaya çıkan ve kaldırımda ilerleyen.. işin tuhaf tarafı motorlar da kaldırımlarda ilerliyordu…

Öncesinde, Kalamış Parkı’na doğru yola çıkmadan önce havaya da baktım.. yağmur yağacak mı, diye de düşünüyordum.. bazıları havalar artık bozulacak ve yağmurlar yağacak, diyordu.. bu yüzden de bazıları şemsiyeleriyle çıkmıştı dışarıya…

Şimdi sahile inmeden ilerledim ama, sonra sola dönüp aşağıya doğru kıvrıldım.. Sadun Boro heykelini görerek de ilerliyordum ve Migros’a geldim sokak hayvanlarına mama alayım, diye kapalı dedi içeride çalışan.. beş dakika vardı marketin açılmasına.. sağa sola baktım ilerledim ve ilerde de bir kediyle göz göze geldim.. artık başka zamana, dedim kediye.. o da anladı sanki beni…

Puslu bir gökyüzü vardı.. yağmur yoksa hemen başlayacak gibi görünüyordu ve ıslak çimenlere de basmak istemiyordum.. ağaçlar da koyu görünüyordu.. gökyüzünde birkaç tane martı vardı…

Gökyüzündeki güneşe baktım.. bir martı da güneşe doğru kanat çırpıyordu.. puslu bir hava vardı ortamda ve körfez sakin sular halinde görünüyordu.. bulutlar bulutlar, her taraftaydı.. soğuk bir görünüm vardı.. ama hava sıcaktı aslında…

Ordan yukarıya, Kızıltoprak’a doğru çıktım.. bozuk kaldırımlardan ilerledim ve Kahve Dünyası’na giderek duble kahve söyledim kendime, sadeydi söylediğim kahve ve resim kağıtlarımı çıkardım, kah boyadım kah çizgilerle ifadeyi derinleştirdim…

Kahveyi aldım ve öndeki masalardan birine oturdum.. yarım saat içinde bütün masalar doldu.. çaktırmadan bakanlar, ne çizdiğimi, hatta ne yaptığımı anlamaya çalışanlar vardı…

Otobüse bindim sonunda.. Kadıköy’e doğru yollandım ve yol boyunca da en güzel fotoğrafları çektim.. sonradan onlara bakarak resimler çizecektim.. Kadıköy’de indikten sonra da Osmanağa Cami’nin fotoğraflarını çektim.. otobüsler de gelip gidiyordu…






İlk yorum yapan siz olun