İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Resimlerin Dünyası ve Dünyanın Resmi…

Ümit Gezgin

Resimlerin dünyası ve dünyanın resmi birbirinden farklı.. dünyanın resmi optik gerçeklik üzerinden ilerler.. gerçekten de öyle midir o da ayrı bir mesele ya.. optik gerçeklik neye göre işliyor tam bilmiyoruz.. fotoğraf makinesinin çalışma prensipleri sonuçta belli düzlem üzerinden ilerler.. o düzlem de insan gözünü ölçüt alır.. insan gözünün algı sınırlarının ötesinde de gerçeklikler, görüntüler vardır, onu fotoğraf makinesi algılamaz…

Kendi resimlerime ve bunların oluşma süreçlerine baktığım zaman, bunların yıllar içinde birikimle oluştuğunu da görüyorum.. çizmeye ufuk çizgisiyle başlıyorum.. permanent, yani çıkmayan, kesik uç kalemler kullanıyorum çizmek için.. bunlara koli kalemi de deniyor.. resmimde mutlaka perspektif, yani derinlik algısı olması lazım.. ön plan, arka plan.. uzadıkça uzaması lazım yolların, denizin, parkların.. genelde yollar, deniz kenarları, nehirler çiziyorum.. böylece perspektif zaten doğal olarak devreye giriyor…

Anlık izlenim mi, yoksa bir bakışın kısa sürede ifadesi mi, üzerinde durmak lazım.. fotoğraf da aslında bir anlık ifade.. fotoğrafı çekene kadar kuşlar uçuyor, bulutlar hareket ediyor, uçak geçiyor, dalgalar akıp gidiyor.. ne duruyor ki.. ne insanların hareketleri duruyor, ne de bulutların.. demek ki gerçekliği olduğu gibi yakalamak ne resimde ne de fotoğrafta tam mümkün değil…

Sonra gerçek, gerçeklik dediğimiz şey ve şeyler de kişiye göre değişiyor.. aslında eğitimli kişiye göre demek lazım.. bir de mesleksel eğitim içinde yetişen bir insanın doğaya, çevreye, şehre bakışı ile, sanatçının, diyelim ki müzisyenin ve görsel sanatçı ressamın bir değil.. müzisyen daha çok sesleri algılıyor.. oysa ressam için her şey görüntüden ibaret.. benim için ağacın formu, rengi, sokak, kaldırım.. insanların hareketleri ve bedensel formları, bulutlar.. çok önemli.. ama müzisyen bunların farkında bile değil…

Sokaklar, caddeler, kafeler ilgimi çekiyor.. insanlar hareket halinde..ışıklar, sokaklar, araçlar hareket halinde geliyor bana.. bulutlar ve zaman..evet, gündüzle gece farklı gerçekliği sunuyor.. gündüz güneş sadece aydınlığın, ışığın ve doğal olarak nesnelerin biçim, renk ve gerçekliği.. insanların onları algılamaları ve yorumlamaları da değişiyor…Martıları görüyor ve aldığım mamaları onlara ve kedilere veriyorum Kalamış körfezinde.. canhıraş hemen yanıma geliyorlar sevimli sevimli ve paytak paytak.. bazılarının kanatları kırık…

Körfezdeydim işte.. bakıyordum marinaya ve yelkenli teknelere doğru.. hızlanmış bulutlar.. grilikler egemen ve bulutların ortalarına doğru beyazlaşmış.. tanker de kırmızı renge boyalı.. martılar oralara doğru uçuyor, adalara doğru ilerleyen vapurların arkasına takılmış olanlar da var.. sahildeki kafede bir sürü insan oturuyor ve sohbet ediyor.. konuşmaktan hoşlanıyor insanlar…

Dalgalar artıyor, körfez coşuyordu.. bulutlar hareket halindeydi.. ilerde tankerler de sallanıyordu.. büyük kayaların üstünde durmuş bana bakan martıları görüyordum.. denizin içinde kürekçiler vardı.. bazı martılar da gökyüzündeydi…

İlk yorum yapan siz olun

Bir yanıt yazın

SANAT TASARIM GAZETESİ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin