Ağaçların ve Sokakların Estetiği

Ümit Gezgin

28 Eylül 2022, Çarşamba

Sabahın erken saatlerinde kalkıp güzelce bir kahvaltı hazırladım kendime. İki yumurta kırdığım menemenin yarısını sokak hayvanları için düşündüm. Onlar dışarda beni bekliyorlardı her gün. Kediler, kargalar, martılar ve köpekler.

Bizim burda gerçi pek köpek yoktu. Var olanlar da evcil köpeklerdi. Sahipleri tuvaletleri için dışarıya çıkarır, gezdirirdi. Hepsi özel, bakımlı, tok, havalı hayvanlardı. Bir iki köpekcağız da ancak Fenerbahçe sahile doğru kasabın önünde bulunurdu…

Keyif çayı için balkona çıktım, hava kapalıydı ve bulutlar istif istif duruyordu gökyüzünde.. Tek tük arada görünen mavilik bana resim yapma isteği verdi. Önceden çizdiğim resimleri çıkardım boyamak için ama, içimden gelmedi boyamak nedense.. En korktuğum da resim yapma isteğimin kaybolacağı endişesiydi.. Olur mu olurdu bu.. Ne olacak sonrası… Sanat belki böyle bir şeydi.. İçindeki enerjiyi yitirdin mi her şey bitiyordu sanat adına… Ressamlık, şairlik.. içindeki heyecanı yitirmeme, canlı tutma durumuydu…

Okula gidecektim, öğleye gelmeden yola koyulmalıydım. Apart topar bulaşıkları yıkadıktan sonra kendimi dışarıya attım.. kedilerin ve kuşların yiyeceğini de büyük çöp konteyninin yanına bıraktım.. Şişman, tıknaz bir kadın, uzun tüylü bir köpeği gezdiriyordu. Genççe bir adam, hava soğukça olmasına rağmen kollarındaki dövmeleri göstermek için kısa kollu tişörtüyle böbürlene böbürlene yürüyordu önümde…

SOKAKLARIN DA ESTETİĞİ VAR

Çıktım yürüdüm. Yukarıya Feneryolu’na doğru. Eski bir semtti burası. Köklü bir semt. Yaşlı insanların semti olmuştu uzun yıllar. Sonra gençler de doluşmaya başlamıştı. Yukarda üniversite olduğu için gençler de akın ede ede, buranın kimliğini, enerjisini değiştirmişti..

Hızlıca binalar yapılıyor, eskiler yıkılıyor, kabuk değiştiriyordu bütün bir semt. Sokaklarda başka anlamlar, ağaçlarla birlikte farklı görünümler ortaya çıkmaya başlamıştı..

Sokakların ve ağaçların kendine göre estetiği vardı evet. Bu estetiği görmek, duyumsamak gerekiyordu.. Estetik kendi başına bir şey değildi. Algılama ve yaşamayla ilgiliydi. Estetiği yaşama ve duyumsama da, zaman algılaması, kültür, entellektüel düzey ve çevreyle ilgiliydi.

Ümit Gezgin

Fenerbahçe ve Feneryolu semtleri sanatsallık noktasında bir Alibeyköy veya Sultaneyli’den daha avantajlıydı. Lüks konutlar, geniş kaldırımlar, düzgün yollar ve bakımlı çimenler, ağaçlar ve çiçekler, bahçeler vardı buralarda…

Geçenlerde Sultanbeyli’deydim.. Köhne sokaklar, evler, bakımsız insanların, boşluğa bakan gözlerini gördüm.. Yine köhne binaların arasında son model arabalar tuhaf bir çelişki oluşturuyordu.

Yukarıya doğru yürüdüm. Karşıdan da dükkanlarda, evlerde, inşaatlarda çalışmaya giden insanlar geliyordu. Kaldırımlarda sağlı sollu türlü ağaçlar vardı. Yaprakları sararmaya, kararmaya başlamış ağaçlar. Arabalar yukarıya doğru uzanıyordu. Ordan burdan çıkan araçlar vardı. Su taşıyan, sebze, meyve taşıyanlar, yük taşıyanlar, inşaat atığı taşıyan.. durmadan zart zurt işleyen motorlar, motorlu kuryeler…

Eski köşkler sıra sıra, başka işlevlere dönüşmüşler, dükkanlaşmışlar, lokanta, işyeri, emlakçı olmuşlar.. dışları kararmış, boyaları dökülmüş, tahtaları kabarmış… Bulutlar eşlik ediyor ağaçların gövdelerine, tahtalara, yapraklara, arabaların camlarına.. Kuşlar uçuyor uçuyor…

Feneryolu’nda merdivenler, ağaçlar, kuşlar.. orayı yuva bellemiş kediler var. Gidip gelen genç yaşlı insanlar. Koşturan çalışanlar. Duraklarda kalabalıklar. Bulutlar bulutlar toplanmışlar evlerin üstünde…

En eski binanın önünden geçerek tarihi tren istasyonuna ulaşıyor ve oradan da yukarıya doğru gitmek isterken, yeni bir inşaatın başladığını iş makinalarının çalışmasından anlıyorum.

Anlıyorum, ağaçların, sokakların bir estetiği var. Görmesini, hissetmesini bilmek lazım…

Bir Cevap Yazın