Ressam Ruşen Eşref’le “Resmi Algılamak” Üzerine

Ümit Gezgin

Resmi algılamak, sadece resimle ilgili değil.. sanatın bütün alanları bir algılama biçimi üzerine kurulu.. Ressam Ruşen Eşref’le bunu konuştuk enine boyuna..

Ressam Ruşen Eşref Yılmaz’la

Her birimizin resimsel kültürü farklıydı. Farklı algılama biçimlerinden resimler üretiyorduk. Artı onun şiir kitapları da vardı.. Yani şiirden gelen bir ressamdı Ruşen Eşref.. Şiirin ne olduğunu, nasıl yazıldığını iyi biliyordu..

Ya resim?.. O nasıl çiziliyordu.. Renkler nasıl doğuyordu onda… Her ressamın kendine göre bir tarzı olması, kendine has dünyası olmasıyla mı ilgiliydi yoksa, farklı mıydı bunlar…

Kim tespit edecekti bunu… Ne zaman resim yapıldığından tutun da hangi konuyu ve rengi daha fazla sevdiğine kadar ressamın değişiyordu resim yapma kültürü…

Kendini balon gibi şişiren ve tepelerde gören ressamın zavallılığını saymazsak.. gerçek ressam her zaman için ayakları yere sağlam basan, ne yaptığını ve ne yapamayacağını iyi bilen; resimsel anlamda da nerede duracağını iyi kontrol eden biriydi…

Bazıları için resme iyi hazırlanmak gerekiyordu. Ben spontane çalışmaktan yanaydım. Resmin doğruları değişiyordu çünkü sürekli.. Bakmak, görmek, değerlendirmek.. Hep değişiyor ve farklılıklarla ortaya çıkıyordu.

Ruşen de bu değişime katılıyordu. Sonra her ressamın her çizdiği, boyadığı resim resim olmuyordu.. Resmin de bir ağırlığı, bir zamanı, olgunlaşması, kıvamını bulması vardı.. Memlekette her tür kültür geri olduğunu gibi.. resim kültürü de yerleşmemiş, ham ve geri kalmıştı.. Ne ressamın nasıl bir şey olduğunu biliyordu insanlar.. ne de resmin nasıl yapıldığını ve yapılan resimlerin nasıl, ne oranda resme, sanat eserine dönüştüğünü…

Bir Cevap Yazın